Arıcılık Projeleri
| İçerik Listesi |
|---|
| Arıcılık Projeleri |
| Sayfa 2 |
Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünce Yapılan ve Yapılmakta Olan Projeler :
Devam Eden Arıcılık Projeleri
1) Ülkesel Arıcılık Araştırma ve Geliştirme Projesinin alt Projesi Batı ve Orta Karadeniz Bölgesi Arılarının Genotiplerinin Belirlenmesi
2) Ordu İli Doğal Florasında Yetişen Sarı Orman Gülü Bitkisi (Rhododendron luteum Sweet) Üzerinde Anadolu Arısı (Apis mellifera anatoliaca) ve Yöre Arısının Davranış Özellikleri ile Elde Edilen Balın Biyokimyasal Yapısının Belirlenmesi
3) Karadeniz Bölgesinde Üretilen Petekli Balların Yapısı Bal Ve Balmumundaki Kalıntı Düzeylerinin Belirlenmesi (DPT)
4) Bal Arısının (Apis mellifera L.) Kivi Bitkisi Üzerindeki Aktivitesi ve Polinasyonuna Olan Etkisinin Araştırılması
Sonuçlanan Projeler
1) Damızlık Koloni Genotipi Ve Başlangıç Koloni Genotipinin Tutma Oranlarına Ve Ana Arı (Apis Mellifera L) Kalitesine Etkileri
Bu projede elde edilen elde edilen verilere göre;
Ana arı kalitesini etkileyen bazı faktörleri araştırmak ve kaliteli ana arı yetiştirme yöntemleri geliştirmek amacıyla yapılan çalışmada Kafkas(caucasica), Anadolu(anatoliaca) ve Muğla genotipine ait arılardan ana arı yetiştirilerek bazı özellikleri incelenmiştir. Çalışma 2 aşamada gerçekleşmiş olup birincisinde her genotipten 3'er adet başlangıç kolonisi hazırlanmış ve bunlara üç genotipten de larvalar transfer edilmiştir. Yetiştirilen ana arılarda larva tutma oranı, meme boyu, meme çapı, spermateka çapı, spermateka hacmi ve spermatozoa sayısı tespit edilmiştir. Anadolu, Muğla ve Kafkas genotiplerinde larva tutma oranı, meme boyu, meme çapı ve canlı ağırlık sırası ile; %58.2 4.96, %55.5 7.36, %42.8 4.69, 24.71 0.01mm, 24.51 0.02mm, 25.44 0.02mm, 11.25 0.00,mm, 11.34 0.00mm, 11.85 0.01mm, 190 2mg, 201 3mg, 203 3mg, belirlenmiştir. Spermateka çapı, spermateka hacmi ve spermatozoa sayısı ise Anadolu arısında 1.091 0.00mm, 0.685 0.017mm³ ve 4.239 216 milyon; Kafkas arısında 1.047 0.14mm, 0.605 0.025 mm³ ve 3.755 231 milyon; Muğla arısında ise 1.159 0.01 mm, 0.628 0.023 mm³ ve 3.355 231 milyon adet olduğu saptanmıştır. Ayrıca başlangıç kolonilerine verilen ve üzerinde larva bulunan çıtaların sırasını her defasında konumunu değiştirilerek çıta sırasının larva tutma oranına etkisi araştırılmıştır. Deneme sonunda çıta sırasının larva kabul oranına etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Çalışmanın 2. aşamasında yetiştirilen ana arılar üç farklı tipteki çiftleştirme kovanlarına verilerek kovanların ana arı kalitesine etkisi araştırılmıştır. Yetiştirilen ana arıların kalitesine çiftleştirme kovanlarının etkisi önemsiz çıkmıştır.
2) Anzer Doğal Florasında Bulunan Ballı Bitkiler İle Balarısı ( Apis Mellifera)'Nın Nektar Ve Polen Toplama Aktivitelerinin Saptanması
Bu çalışmada iki grup balarısı kullanılmıştır. Birinci gruptaki koloniler Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsünün arılığındaki koloniler arasından seçilmiştir. İkinci gruptaki koloniler ise Türkiye'nin Kafkas bal arısı merkezi olan Posof'tan seçilmiştir. Arılar aktif olmadıkları soğuk günlerde bal stokunu tüketmişlerdir, bitkiler arıların nektar topladıkları aktif dönemde kesildiğinden her iki grup koloniler başlangıçtaki ağırlıklarını koruyamamışlardır. Çalışmanın ilk yılında Ordu ve Posof arısında polen üretimi sırasıyla 12,53 gr/koloni/gün, 13,45 gr/ koloni/ gün bulunmuştur. Çalışmanın ikinci yılında Ordu ve Posof arısında polen üretimi sırasıyla 13,29 gr/koloni/gün, 12,51 gr/koloni/gün bulunmuştur. Çalışma esnasında Anzer yaylasında sıcaklık ve rutubet ortalama sırasıyla 9,33-26.53 Cº, 28,40 %-91,33 % olarak kaydedilmiştir. Bal arıları için aktif vejetasyon periyodundaki hava sıcaklığı çok düşük 17-18 Cº idi ve hava çoğu zaman yağışlı olduğundan dolayı nadiren güneşli günler görülmüştür. Bal örneklerinin mikroskobik tetkikinde yapılan polen analizinde 26 taxa altında 11 familya belirlenmiştir. Bunlardan en sık rastlanan Ateraceae, Fabaceae, Apiceae, Lamiaceae, Rosaceae familyaları olup Fabaceae familyasından; Lotus spp., Trifolium spp., Astragalus spp., Lamiaceae familyasından;Thymus spp., Astraceae familyasından; Cirsium spp., Boraginaceae familyasından; Myosots spp sıkça görülen polenler olmuştur.
3) Dorseye Sabitlenmiş Kovan Sistemi'nin Geliştirilerek Gezginci Arıcılık Koşullarına Uygunluğunun Araştırılması
"Dorseye Sabitlenmiş Kovan Sistemi'nin Geliştirilerek Gezginci Arıcılık Koşullarına Uygunluğunun Araştırılması" (D-MAS) projesi modern arıcılığı geliştirme konusunda ülkemizde orijinal ilk çalışma olma özelliği taşımaktadır. D-MAS 3 bölümden oluşmaktadır. Bölümlerden birincisi 130 adet özel tasarımlı kovan içeren arılık bölümü, ikincisi 4 kişinin kalabildiği 9 m2 kullanım alanı olan bir arıcı evi bölümü, üçüncüsü ise çeşitli amaçlara uygun 5 m2'lik çadır bölümüdür. Bu bölümlerin dışında 2 ton kapasiteli bal deposu ve 650 litre kapasiteli su deposu ile özel çerçeve taşıma kasaları bulunmaktadır. D-MAS, verimsiz birçok koloniden üretim etkinliği yüksek koloniler oluşturularak kışlatmaya arı bırakılmadan çiçeklerin yoğun nektar salgıladığı en yakın alanlarda nektar akımlarını hijyenik şartlarda doğal arı ürünlerine dönüştürülmesine sağlayan bir sistemidir. D-MAS arazi uygulaması çalışmaları Amasya, Adapazarı ve Edirne illerinde gerçekleştirildi. Genel olarak koloni yönetimi ile ilgili arılarda çalışma düzeni, kovan şaşırmaları ve yağmalama olayları incelendi. Adapazarı'nda polen, Edirne'de bal ve polen üretimi yapıldı. D-MAS da 2614 kg bal ve 65 kg polen üretimi gerçekleştirildi. D-MAS da en alt sıraları oluşturan E ve D sırasında üretilen bal miktarı ile en üst sırayı oluşturan A sırasında çıkan bal miktarlarının aynı oluşu, üstten 2. sıra olan B sırasında bir miktar az olması ve orta sıra olan C sırasında ise en az miktarda bal olması dikkat çekmektedir. Polen üretiminde ise D-MAS koloni populasyonu oranına göre değişim göstermekle beraber kovanların polen üretim sistemlerinin tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir. D-MAS gezgin arıcılıkta en büyük sorun olan nakil işlemleri ile ilgili kovan çakma, çerçeve çakma, kovan taşıma, baraka (arıcı evi) kurma, arıların yerleştirileceği geniş alan bulma ve uzak mesafeler için araçtan kovan indirme-yükleme gibi tüm zorlukları ortadan kaldırarak ve seri hareket kabiliyeti ile başarılı olup gezginci arıcılıkta kullanılabileceği gözlenmiştir.
4) İtalyan, Karniyol, Kafkas Ve Anadolu Arılarının (Apis Mellifera L.) Bazı Gelişme Ve Üreme Özellikleri İle Juvenil Hormon Uygulamasının Ana Arı Kalitesi Üzerine Etkileri
Muameleden önce belirlenen larva tutma oranının İtalyan ve Anadolu genotiplerinde yüksek olması ana arı vasfının yüksek olduğunun göstergesi olup, bu genotiplerden ana arı yetiştiriciliğinde faydalanılmalıdır. Transfer edilen larvaların tutma oranları belirlendikten sonra 4.larval evrede yapılan methopren ve aseton muamelesi sonucu ana arıların bir kısmı larval evrede bir kısmı ise pupal evrede gelişimini tamamlayamayarak çıkamadığı gözlenmiştir. Uygulanan konsantrasyonun (0.05µl/larva) yüksek olması ve aseton ile seyreltilmiş olmasından kaynaklandığı tahmin edilmektedir. Daha düşük konsantrasyonlarda ve saf su ile seyreltildiği durumda daha iyi sonuçlar alınabilecektir. Ana arı kalitesinde çıkış ağırlığı önemli bir kriter olup genotipe ve yetiştiricilikle ilgili faktörlere (bir başlangıç kolonisine yapılan larva transfer sayısı ve yaşı, başlangıç kolonisinin gücü, transferin kuru ve ya sulu yapılmasına, ortamın ısı ve nemine vs.) bağlıdır. Karniyol ana arılarının canlı ağırlığı diğer arılara göre daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca uygulanan methoprenin canlı ağırlığa olumlu asetonun ise olumsuz etki ettiği gözlenmiştir. Ana arının kovan içindeki yaşam süresini belirleyen spermateka çapı ve spermatekasına depolayabildiği spermatozoa sayısıdır. Spermateka çapı ne kadar büyük olursa o kadar çok spermatozoa depolayabilir ve kovan içindeki ömrü o kadar uzun olacaktır. Uygulanan methoprenin ana arı spermateka çapına olumsuz etkisinin olduğu belirlenmiştir. Çiftleştirme kolonilerine verilen ana arılardan muamele gruplarından ana arıların kovana verildikten sonraki 2-4 gün süresince yapılan kontrollerde var olduğu sonraki günlerde ise görülememiştir. Yapılan muamele sonucu maddeyi bünyelerinde tolere edemediği ve öldükleri tahmin edilmektedir. Kontrol gruplarında ise herhangi bir kayıp olmamıştır. Spermatozoa sayısı o dönem arılıkta bulunan kovanlardaki erkek arı sayısına ve çevre faktörlerine (rüzgar, yağış vs.) bağlı olup genotipin etkisinin olmadığı gözlenmiştir.
Arıcılık Projeleri


